"Istırap türlü türlüdür." diye başlıyor Poe Berenice'ine, "Yeryüzü zilleti çeşit çeşittir."

Ben buna, "hepimiz kendi şeytanlarımızla savaşıyoruz" diyorum. Kendi lanetlerimizle.

Benim lanetim ne peki? Sevdiğim adamların ölüşünü izlemek mi? Kassandra gibi mi olmak yoksa, her şeyi görüp uyardığım hâlde zarar görmelerini önleyememek mi? Lana Del Rey'in dediği gibi "bukalemun ruh"a sahip olmak mı, sürekli deli gibi hissetmekten yorulmak mı?

Başınıza hiç geldi mi bilmiyorum. Gelir mi, onu da bilmiyorum... Öldüğünüz ana kadar hatırlayacağınız ve seveceğiniz birinin yanından gittiniz mi hiç? Yılların emeğinin tek bir hareketle yıkılıp cam parçaları gibi ayağınızın dibine düştüğünü gördünüz mü?

Dün gece karanlıkta uzanmış, bir telefon beklerken bunları düşündüm. Düşündüm.

Samhain Cadısı da ne?

Samhain ne demek?

Samhain Festivali, Cadılar Bayramının atası, ve bana göre daha ruhani olan bir Kelt geleneği.
Efsane der ki Samhain adlı şeytanımsı yaratık, canlılar ve ölüler alemi arasındaki sınırların inceldiği 31 Ekim gecesi yeryüzüne çıkar. Ölüleri diriltir, hayaletleri ortaya çıkartır ve kıyamet başlar.

Samhain'ın onları fark etmemesi için insanlar maskeler takar, onu doyurmak için kapı önlerine şeker koyarlar, ona tapanlar ise Samhain'ın onlara saldırmaması için evlerinin dışına balkabakları yerleştirirlerdi. Bu balkabaklarının içindeki mumlar üç gün boyunca sönmemeliydi, yoksa Samhain gelir ve evi alt üst ederdi.

Tabi bi Cadılar Bayramı fanatiği olan ben, Samhain'ı duyunca âşık oldum. Bütün bu sevimli Halloween işlerine ruhani bi boyut eklendi gözümde.

(Bu arada Samhain kelimesinin sıradışı bi okunuşu var, ağzınızdan "sauvın" gibisinden bi ses çıkıyo, buradan dinleyebilirsiniz.)

Peki neden Samhain cadısı?

Cadıları her zaman sevmiş biri olarak, insanların "cadı"dan anladığı ya şu çizgifilmlerdeki koca burunlu çirkin kadınlardı, ya da wiccanlar, büyü, vs... Oysa benim kastettiğim cadılar ne "kötü" cadılardı, ne de önlerine tanrı ve tanrıça heykelleri koyup efsunlar yapan insanlardı.
Ben, Ortaçağ'da yakılan onca kadını, şifacıyı, kadının gücünü temsil eden, ama büyü ve ritüelle işi (wiccanlar gibi) olmayan erkek ve kadınları kastediyordum.

Samhain Cadısı ismi aklıma ilk geldiğinde google'a yazdım, hani kullanan varsa diye... (Belli olmuyo, düşündüğünüz en orjinal isim bi grubun ismi filan oluyo, başıma gelmişliği var...) O zaman Sibel Atasoy'un şu yazısı çıktı karşıma ve benim kastettiğim cadılara "Samhain cadısı" demenin uygun olduğunu hissettim o an.

Yazıda diyordu ki;
"(...) Cadıyı cadı yapan kıyafetleri, şapkası, örtüsü yani giyinikliği değil, soyunabilme ihtimalidir. Ormanın ortasında bütün giysilerini çıkarıp çıplak kalabilmesidir. Cadılar statükoyu korkutur çünkü dönüştürücülerdir. (...) Bugün bir Hristiyan geleneği gibi görünen Cadılar Bayramı, değişimin ne denli çarpıcı olduğunun kanıtıdır. 31 Ekim’de kutlanan Halloween’deki cadı imgesiyle, cadılar bayramının kadim adı olan Samhain’deki cadı imgesi bütünüyle birbirinden farklıdır.
Halloween Cadısı, günümüzün toplumunda bir tüketim nesnesine dönüşmüş olsa da görüntü ve simge anlamında Orta Çağ cadısının yumuşamış halidir, sadece sokakta gözüktüğü için kimse kazığa bağlayıp yakmak istemez.Oysa Samhain cadısı köyün ebesidir, hastaları iyileştiren, hikayeler anlatan, serin kanlı bir kadındır. Buruşuk suratı bilgeliktendir. Kadınlık hallerini ayın halleriyle kıyaslayan anlayışta yeni ay bakire, dolunay anne iken o karanlık aydır.
Hekate’dir, İsis, Astarte’dir."
(Çok harika bir yazıdır, kafamdaki "cadı" kavramının muhteşem bir açıklaması yapılmış; olayı tümüyle anlamak için okunması gereken şeylerden biri. Ben bazı kısımlarını alıp birleştirdim, bütünü daha faydalı olacaktır.)

Kısaca Samhain Cadısı, benim ne olduğumu, neyin peşinde olduğumu; büyünün, ritüellerin değil, yüzyıllık "kadın olma" geleneğinin, içgüdülerimin peşinden gidişimi gösteren isimdi.
Bu ismi kullanmaya hayır diyemezdim.

Yani şimdi kim bu Samhain Cadısı?

Ben, Samhain Cadısı
Dikişle, her türlü sanatla, okumak ve yazmakla, plaklarla uğraşan hafiften dengesiz genç bir kadınım. Tuhaf hobilerim, alakasız konularda geniş bilgilerim var.
Hayatımın asıl sloganı "Sev. Yarat." olsa da, "Kimseye (kendin de dahil) zarar vermediğin sürece istediğini yap." ve "Amor vincit omnia" (sevgi her şeyi fetheder) diğer yaşamaya değer ilkelerim.

İstenmeyenim. Rahatsız edenim. Düzenin dışına çıkanım. Şoke edenim. İçgüdülerimin peşinden gidenim. Sevenim. Bir şeyler yaratanım.
Kısaca Samhain Cadısıyım.