Yazan, çizen, diken, inceleyen, yaratan, karanlık zevkleri olan biraz ucube biraz da dengesiz kızın tekiyim.Bazı sabahlar 80'lerden kalma bir gotik, bazı günler Patti Smith benzeri bir özgürlük düşkünü, bazı günler melankolisini takınıp tiyatro salonlarında kazık yutmuşçasına oturan kadın olarak uyanıyorum. Bazen uyanmamaya özlem duysam da, uyanık olduğum her anı sömürüyorum.
Bence hayat deneysel. Kendine zarar dahi verse, denemen gereken her saçmalığı deneyip öğrenmek zorundasın.
Bence sanat karanlıktır. Bir şey "güzel"se; onun ahlâken veya toplumca yanlış olması, bir şeylere aykırı olması onun güzelliğinden tek bir damla kaybettirmez. Güzellik deliliktir. Sanat deliliktir.
Hayatımı üç kelimeye indirgeyebilirim: Sev. Yarat. Hatırla.
Birini bıraktığım an ölürüm çünkü.
Bana göre görmeyi biliyorsan her saniyeden zevk alabilmek mümkün. Peçeteliğin yüzeyindeki o iç gıdıklayıcı kıvrımdan, yol kenarında huzur içinde yatan ölü kediden zevk almaktan bahsediyorum. Sevdiğim adamın burnunun şeklinden bahsediyorum. Avuç içlerimin güzelliğinden bahsediyorum.Hiçbir zaman mantıklı bir kadın olmadım. Aklıma geleni o an yaptım, içgüdülerime uzandım ve onların sözünden çıkmadım. Sonuçta kim bana, bir saniye sonra yaşayacağımın garantisini verebilir ki?
Tanrıya inanıyorum. Sevgiye inanıyorum. Mutluluğa inanıyorum.
Bence aşk sevdiğin adam sana baktığında gözlerinde bir ışık çakması olduğunu görebilmektir. Romantizmse "Seninle her gün Cadılar Bayramı" demek. Veya "düğünüme pijamayla gideceğim" diyen bir erkek çocuğu.
Eskiden hikayeler yazardım. Artık görsel olmayan beni tatmin etmiyor. Görmek istiyorum. Bir tür göz açlığı çekiyorum.
Kadınlığın kadimliğine inanıyorum. Fahişelere, cadılara saygı duyuyorum. Çıplak kalabilme gücünü bulan her kadının önünde eğiliyorum.
Bir şey söylemek istersen yorum bırakabilir veya tweet atabilirsin. (@samhaincadisi)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder